Sayfa taşındı. Yeni adresimiz: http://www.nakitvakti.com/

Üst Düzey Yöneticilerin Yıpranma Nedenleri

Şirket üst düzey yöneticilerini iş hayatı da zorlayan nedenler işte karşınızda. Bu sebeplerle oluşanlar CEO efsanelerini yıpratmaya başladı. İşte efsaneleri tüketen nedenler.

GEÇEN yüzyılın 90’lı yıllarına kadar bir şirkette CEO görevinde bulunanların yüzde 90’ı ancak emeklilik veya hastalık durumlarında işlerini bırakırlardı. O yıllarda üst düzey yöneticiler iş dünyasının süperstarları gibiydi. Ekonomi medyası onların başarılarını göklere çıkarır, kamuoyu onlara bir “kahraman” gibi görürdü.

Son 20 yılda yönetim işlevi işi zorlaşıp, sorunlar iyice karmaşık hale gelince üst düzey yöneticiler ateşten gömlek giymiş gibi bunalmaya başladı.

Bu arada ortaklar ve yönetim kurulları kısa vadede başarı ve kârlılık için bastırınca, işten çıkarmalar yaygınlaştı, yönetim kademelerinde zafiyet ortaya çıktı. Tasarruf adına “yönetici yetiştirme” programları iptal edilince görevi bırakanların yerine yetenekli ve deneyimli kişiler getirilemedi. Dışarıdan CEO transferi, şirketin geçmişini tam olarak bilmeyen ve kadroları tanımayan yöneticilerin göreve gelmesine yol açtı. Hızlı gelişen teknolojinin ortaya çıkardığı şoklar, gelecekle ilgili belirsizlikleri artırdı ve yöneticileri çekingenleştirdi. Örneğin Kodak’ta, dijital fotoğraf dönemine uyum için hazırlanan dev proje bu çekingenlik nedeniyle uygulanamadı.

Bu süreçte bazı CEO’lar ister istemez rakiplerini ve iş ortamındaki engelleri küçümsedi. “Tek adam”, tüm soruların cevabını bildiğini düşünmeye başladı. Kendisinden kısa sürede büyük başarılar beklenmesi ise bazı üst düzey yöneticileri hukuk dışı yollara sürükledi. 2002’den sonra Enron ve Worldcom gibi şirketler yöneticilerin yolsuzluğu nedeniyle battı. Bu yıl yaşanan Libor yolsuzluğu ve türev ürün işlemlerindeki zararlar, CEO efsanesinin, yöneticileri ihtiyatlı olarak bilinen finans sektöründe bile yıkılmakta olduğunu düşündürdü.

Bu yıpranmaya rağmen gelecek yıllarda, psikolojik zaaflarının üstesinden gelen üst düzey yöneticilere duyulan ihtiyaç artacak. Zirvedeki yöneticiler “bir özel sektör imparatoru” gibi davranmayı bıraktıkları takdirde şirketlere ve topluma yararlı hizmetler verebilecek. Kendisine gerçekleri söyleyebilecek ve çözüm önerecek bir yönetici ekibi kuran CE-O’lar, şirketlerini tehlikelerden koruyup, büyütebilecek.

Rakiplerine ve çalışanlarına saygı gösteren, içtenliğe önem veren, teknolojik gelişmeleri iyi izleyen, tüketicilerin istek ve eğilimlerini ciddiye alan bir CEO, geçmişte olduğu gibi gelecekte de başarı öykülerine imza atabilecek.

ÜST DÜZEY YÖNETİCİLERİN ZAAFLARI

Esasında çalışkan, bilgili ve deneyimli kişiler olan üst düzey yöneticiler, çoğunlukla başarılarının kurbanı oluyor. Çevresindekilerin onları bir kurtarıcı olarak görmesi ile oluşan CEO kültünün büyük şirketleri zaafa uğratması aşağıdaki nedenlerden kaynaklanıyor:

■    Gurur ve kibir: “Ben haklıyım, herkes haksız” düşüncesi yöneticiyi gerçeklerden koparabiliyor.

■    Şişkin ego: Çalıştığı kurumu ön plana çıkarmak yerine kendi kişiliğinin promosyonunu yapan yöneticiler, şirkete bir katkı sağlamıyor. CEO, popülist bir politikacı gibi davranmaya başlıyor.

■    Geçmişle öğünme: Yönetici, kendi yol ve yöntemlerine, geçmiş dönemlerdeki başarılarının sağladığı karizmaya aşırı ölçüde güveniyor. Bu yaklaşım yeni teknolojilerin benimsenmesini zorlaştırıyor.

■    Aşırı ihtiyat: Yöneticinin bazı kritik durumlarda karar almayı ertelemesi, sorunların birikmesine ve fırsatların kaçmasına yol açıyor.

■    Tasfiye eğilimi: Bazı yöneticiler kendilerini koşulsuz desteklemeyenleri çevresinden uzaklaştırıyor. Çevresine evet efendimcileri toplayan yönetici geri bildirim alamıyor ve şirketteki olumsuz sinyalleri algılamakta zorlanıyor.

■    Marjinal davranışlar: Salt “farklı” görünmek için değişik uygulamaların denenmesi şirkette zaman ve kaynak israfına yol açıyor.

■    Odaklanma sorunu: Küçük aksaklıkları düzeltmek için büyük enerji harcayan yönetici, büyük sorunları algılayamıyor.

■    ”Altın paraşüt”: Şirketlerin yöneticiler ile görevden alınma durumunda yüksek tutarda tazminat içeren sözleşmeler imzalamaları, başarı için gerekli motivasyonu zayıflatıyor. Bu “altın paraşüt” sözleşmeleri, başarıya değil, başarısızlığa prim veriyor.

Para

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir