Sayfa taşındı. Yeni adresimiz: http://www.nakitvakti.com/

İş Fikirleri Arayanlar İçin Meyvecilik Sektörü

İş Fikirleri Arayanlar İçin Meyvecilik Sektörü

İş fikirleri arayanlar için hem ithalat ve ihracatta büyük talep gören meyveler oldukça kar getirir. Özellikle daha dalında iken ihracatçılar tarafından kapılan meyvelere yapılacak yatırım büyük bir geri dönüş sağlayacak. Devletinde desteklediği meyvecilik sektörü karının yanında düşük maliyete de sahip.

TÜRKİYE’DE meyvecilik konusunda çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Bu alanda çok önemli yatırımlar yapılıyor. Bildiğimiz klasik bahçelerin yanı sıra bin dekara kadar ulaşan büyük bahçeler kuruluyor. Meyvecilik alanına yatırım yapacaklar için cazip fırsatlar var.

Meyve yetiştiriciliği konusunda coğrafi ve iklim koşulları bakımından çok şanslı bir ülkeyiz. Dünya çapında yenilebilir 150 meyve çeşidinin 90’ı Türkiye’de yetişiyor.

Yıllık meyve üretimimiz 18 milyon tona yaklaşmış durumda. Bu üretimin rakamsal karşılığı ise 29 milyar TL. Kayısı, kiraz ve vişnede dünya lideriyiz. Nar ve elmada üçüncü, şeftalide ise altıncı sıradayız.

Meyvecilik konusundaki bu avantajlar büyük sermaye gruplarının da gözünden kaçmıyor. Yıllardır sanayici, işadamı olarak bildiğimiz birçok ünlü isim son yıllarda meyve bahçeleri kurmaya başladı. Anadolu Grubu’nun sahibi Tuncay Özilhan, Öztürk Şirketler Grubu’nun (OPET / Regııum) sahibi Fikret Öztürk, Ramsey’in sahibi Remzi Gür, Naksan Holding’in sahibi Cahit Nakiboğlu, Bifa Bisküvilerinin sahibi Necati Babaoğlu, Tahincioğlu Holding’in ortakları Özcan ve Can Tahincioğlu gibi birçok sanayici bu alana yatırım yapıyor. Hem de öyle sıradan yatırımlar değil, dünya ölçeğinde önemli plantasyon bahçeler kuruluyor.

Meyvecilik son yıllarda en iyi kazandıran yatırımların başında geliyor. Biz de dergi olarak hangi meyvelerin pazar şansı yüksek, hangilerinde fırsatlar var araştırdık. Sektörün yetkilileri ile konuşarak ayrıntılı bir rehber çıkardık. Cazibesi her geçen gün artan meyvecilik konusunu detaylı bir şekilde masaya yatıralım, girişimcilere seçenekler sunalım istedik. Meyveciliğin hem üretim hem de satış tarafında yer alan uzmanlara, hangi meyve türlerinin yatırıma uygun olduğunu sorduk. Yaptığımız araştırmada kiraz, vişne, nektarin, çilek, şeftali, elma, kayısı, üzüm, muz, zeytin, kivi, armut, Deveci armudu, ayva, erik, siyah incir gibi meyvelerin ticari şansı oldukça yüksek görünüyor. Bu meyvelerin hem iç piyasada hem de ihracatta müşterisi bol. Pazar sıkıntısı yaşanmıyor. Ceviz ve bademde ise durum daha farklı. Kendi kendimize yetemediğimiz meyvelerden olan badem ve cevizde halen büyük bir üretim açığı var. Dolayısıyla bu iki ürün yatırım için en cazip meyvelerin başında geliyor.

MEYVECİLİK DESTEKLERİ

Meyvecilik konusunda devletin ciddi destekleri var. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’mn destekleri klasik meyve bahçelerine yönelik değil. Bakanlık artık bu işe profesyonelce girenlere çeşitli destekler veriyor. Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı üreticilere, tam veya yarı bodur meyve fidanı ile en az beş dekar, diğer meyve fidanı türlerinde ise en az 10 dekar alanda, sertifikalı veya standart meyve fidanı kullanarak yeni tesis ettikleri bağ ve bahçeler için alan bazlı, hibe şeklinde destekleme ödemesi yapılıyor. Ayrıca, organik tarım, iyi tarım uygulamaları, myfikirler.com mazot, gübre, toprak analizi, Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi (depolama, ürün işleme paketleme ve ambalajlama, makine-ekipman) programı çerçevesinde yüzde 50 hibe, düşük faizli kredi uygulamaları ile basınçlı sulama sistemleri için yüzde sıfır faizli kredi ve Ar-Ge destekleri veriliyor. Bakanlık meyvecilik konusunda tam anlamıyla kesenin ağzını açmış durumda. Özellikle ekim anında ciddi destekler sağlanıyor. 2012 yılı ürünü için dekar başına 150 TL, 2013 yılı ürünü için 160 TL, 2014 yılı ürünü için 170 TL, alan bazlı gelir desteği ödemesi yapılacak. Ruhsatsız alandaki fındık bahçesini sökerek alternatif ürün ekim/dikimi yapan üreticilere ise söküm yılında dekar başına 300 TL, ikinci ve üçüncü yıllarda 150 TL olmak üzere üç yılda toplam 600 TL telafi edici ödeme desteği verilecek.

Duayenden öneriler

Atara Tarım, Türk meyveciliği için önemli başarı öykülerinden biri. Şirketin kurucusu Yavuz Taner, 2007 yılında işleri oğlu Kerim Taner’e devretmişti. Kerim Taner de bir süre sonra şirketi yabancı yatırımcılara sattı… Yavuz Taner, şu sıralar Alara Fidancılık ve 2007 yılında kurduğu Alanar Tarım’la ilgileniyor. Alanar Tarım, ağırlıklı olarak kiraz, Bursa siyah inciri, kayısı, Japon eriği, nar, nektarin, renkli üzüm, elma ve Trabzon hurması üretiyor. Bu meyvelerin hem bahçesini kuruyor hem de fidanlarını geliştiriyor. Manisa, Antalya, Afyon, Bursa, Adana, Çanakkale ve Mersin’de bahçeleri var. Yavuz Taner, meyvecilik yatırımı yapacaklara şu önerilerde bulunuyor: “Bu işe hobi gibi değil bir işletme mantığıyla yatırım yapılmalı. Pazar araştırması yapılmadan işe girişilmemeli. Ölçek ekonomisiyle hareket edilmeli ve modern teknolojilerin kullanılabileceği fidanlar tercih edilmeli. İşi kısmete bırakmamalı, özen gösterilmeli. Yatırımcılar işin uzmanlarından destek almalı. Bu konuda bir örnek vereyim: Ülkemizde ağırlıklı olarak Hicaz narı yetişiyor. Ancak birçok üretici yetişme sırasında tam olarak ağaca bakmadı, doğru hasat yapmadı ve Hicaz narının yüzde 30′u çöpe gitti. Oysa bu ürünün fire oranı yüzde 5′i geçmez. Bu yüzden uzman yardımı şart!..”

MEYVECİLİK HAVZALARI OLUŞUYOR

Geçmişte yapılan desteklerin karşılığı da bahçelerden ölçülebiliyor. Sertifikalı meyve fidanı desteklemeleri kapsamında 2005-2012 yılları arasında 383 bin 392 dekar alanda ceviz, 375 bin 889 dekar alanda zeytin, 157 bin 69 dekar alanda elma, 138 bin 194 dekar alanda kayısı, 127 bin 232 dekar alanda badem bahçesi tesis edilmiş.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, meyvecilikle ilgili önemli bir çalışmanın başlatıldığını belirtiyor. Eker, şunları söylüyor:

“Meyvecilikte üretim ve kalite artışının sağlanması, maliyetlerin azaltılması ile ihracat oranının artırılması ve modern meyveciliğin geliştirilmesi amacıyla havza faaliyetleri içerisinde meyvecilik havzaları çalışmaları başlatılmıştır. Bu çalışmayla, belli bölgelerde sıkışıp kalmış meyve yetiştiriciliğinin, elverişli arazi ve uygun ekolojik koşullar nedeniyle daha geniş bir yelpazede, verimlilikle beraber kalitenin de esas alındığı bir çerçevede yaygınlaştırılması hedeflendi. Havza çalışmalarında, arz ve talep dengeleri gözetilerek iç ve dış pazar ihtiyacını karşılayabilecek ekonomik ve ekolojik olarak en uygun meyve yetiştiriciliğinin yoğunlaştırılması planlanıyor. Bu yaklaşımda taze tüketimin yanında sanayi ihtiyacının da karşılanabileceği belli havzalarda belli sayıda meyvenin üretilmesi hedefleniyor.”

Geçen yıl 2 milyon 477 bin ton meyve ihracatından 3 milyar 765 milyon dolar döviz girdisi sağlandı. Bunun karşılığında 367 bin ton karşılığı 426 milyon dolarlık meyve ithalatı gerçekleşti. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bu noktada meyvecilik sektörüne gireceklere önemli bir hatırlatma yapıyor. Yatırımcılara öncelikli olarak ihracat potansiyeli yüksek, kendi kendimize yeterliliği düşük, ithal edilen meyve türleri ile endüstri kollarına hammadde sağlayan meyveler üzerinde yoğunlaşmaları öneriliyor.

SANAYİCİNİN GÖZDE MEYVELERİ

MEYED (Meyve Suyu Endüstrisi Derneği) verilerine göre, 2012 yılında üretilen meyvenin yaklaşık 1 milyon tonu meyve suyu sanayisinde işlendi, işlenen meyveler arasında en büyük payı, yüzde 44 ile elma alırken, bu meyveyi sırasıyla şeftali, nar, havuç, kayısı, vişne ve portakal izliyor. 2006 – 2012 döneminde, işlenen meyve miktarında en büyük artış yüzde 126 ile narda oldu. Büyümede narın ardından şeftali, üzüm, kayısı ve elma geliyor. Son dönemde yıldızı parlayan bir diğer ürün ise çilek. Son beş yıllık dönemde sektörün işlediği çilek miktarında önemli artışlar oldu.

Türkiye’de şimdiye kadar planlı bir meyve üretimi olmadığı için herkes dönemin modasına göre ağaç dikti. Dolayısıyla bu işe yatırım yaparken bile sofralık mı sanayici için mi ayrımı tam olarak yapılmadı. MEYED Başkanı ve Aroma markasının sahibi Mahmut Duruk, önümüzdeki dönemde sanayi tipi meyveciliğin öne çıkacağını söylüyor. Duruk, meyve yetiştiriciliğinin endüstriyel bir işletme mantığı içinde yapılması halinde Türkiye’nin iklim, arazi büyüklüğü ve tarıma elverişlilik açısından dünyanın en önemli meyvecilik merkezlerinden biri olmaya aday olduğunu vurguluyor. Duruk, şu değerlendirmeyi yapıyor: “Üretilen meyvelerin miktarı, çeşitliliği ve stratejik konumu açısından önemli avantajlara sahip olan Türkiye meyve ve meyve işleme sanayisinin önünde hem dış hem de iç pazardaki gelişmelerden dolayı çifte fırsat bulunuyor. Bugünden doğru adımların atılması halinde Türkiye meyve ve meyve suyu sanayisinin, başta Avrupa Birliği olmak üzere dünyanın tedarik merkezi haline gelmesi hayal değil. Türkiye, ekolojik ve iklimsel şartları, birçok meyvenin ana vatanı oluşu gibi özellikleriyle meyvecilikte dünyanın en şanslı ülkelerinden. 2012 yılı meyve üretimimiz 18 milyon ton ve bu miktar ile dünya üretiminde altıncı sıradayız. Türkiye meyve suyu sektöründe işlenen başlıca meyvelerin üretimine bakıldığında, en ön sıralarda bulunuyoruz.”

İHRACAT ŞANSI YÜKSEK MEYVELER

Yaş meyve ihracatında ilk sırayı hiç kuşkusuz narenciye grubu alıyor. 3 milyar 765 milyon dolarlık ihracatın 1 milyar dolarlık kısmını sadece narenciye oluşturuyor. Narenciyeyi 163 milyon dolar ile üzüm, 160 milyon dolar ile kiraz ve vişne, 74 milyon dolar ile nar, 42 milyon dolar ile kayısı, 29 milyon dolar ile incir izliyor. Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Kavak, meyveciliğin her geçen yıl değer kazandığını vurgulayarak, “Bu alana girecekler için fırsat var.

İhracat açısından bakacak olursak kiraz, kayısı, vişne mey-veciliğinde ciddi fırsatlar söz konusu” diyor. Ali Kavak bir konuda ise uyarıyor ve kaliteli, raf ömrü uzun meyvelerin şansının daha yüksek olduğuna özellikle dikkat çekiyor. Yeni çeşitler konusunun da önemli olduğunu belirten Kavak, 2023 yılı için 10 milyar dolarlık yaş meyve ihracatı hedeflediklerini söylüyor. Kavak, “Bunun için de Ar-Ge’ye önem vermeliyiz. Yeni ve kaliteli çeşitler geliştirmeliyiz. Biz ihracatçı birliği olarak BATEM ve ALATA Tarımsal Araştırma Enstitüleri ve Çukurova Üniversitesi ile ortak iyileştirme çalışmaları yapıyoruz” diyor.

İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Latif Ünal da meyveciliğin önünde çok ciddi fırsatlar olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yapıyor: “Meyvecilikte gelecek umut vaat ediyor. Lokasyon olarak nakliye ve pazara yakınlığın verdiği tazelik avantajı ile çok avantajlıyız. Üreticilere tavsiyem, ihracat imkanı olan, dünyada kabul gören ve pazar talebi olan çeşitlere öncelik vermeleridir. Geleneksel ürünleri yeni yatırımlarda terk etmek gerekiyor. Örneğin, elmada pazarda aranan ve talep gören çeşitler her zaman cazip olacak. Bir meyvenin yetişip pazara sunulacak hale gelmesi yaklaşık dört beş seneyi buluyor. Bu durumda yeni çeşitlerin pazarda çoğalıp piyasasının olması önemli. Pazarda geleneksel ürünler yavaş yavaş terk ediliyor. Aynen tekstilde moda olduğu gibi tüketiciler de yeni meyve çeşitlerine daha ilgili. Meyvecilik her zaman iyi bir yatırımdır. Ancak ölçek, pazara yakınlık, iyi planlanmış proje gibi özelliklerin yanı sıra pazarlama imkanı olan kişi veya kurumların bu yatırımı düşünmeleri gerekir. Yatırımcı hava şartları, iklimde olası değişiklikler gibi kendisinden bağımsız unsurları da planlarına dahil etmelidir. Orta vadede bakıldığında meyvecilik daima birçok sektöre göre daha iyi getiriye sahiptir ve öyle de kalacaktır.”

CEVİZE İLGİ ÇOK YOĞUN

Meyvecilik yatırımlarında ceviz açık ara önde gidiyor. Devlet destekleri ve iç piyasadaki ihtiyaç da bu yatırımları tetikliyor. 2005-2012 yılları arasında verilen desteklerle 383 bin 392 dekar alanda ceviz bahçesi kurulmuş durumda. Hakkari, Kastamonu, Çorum, Bursa, Denizli, Tokat, Kırşehir, Kahramanmaraş, Bingöl, Siirt, Sakarya, İzmit gibi illerde ciddi düzeyde ceviz üretimi var ve sürekli yeni bahçeler kuruluyor. Gaziantepli Naksan, Ramsey, Ataman gibi şirketler plantasyon ceviz bahçeleri kuruyor. Ceviz üretimine sadece Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı değil, Çevre ve Orman Bakanlığı da destekler veriyor. Çevre ve Orman Bakanlığı, ağaçlandırma projeleri çerçevesinde 49 yıllığına ücretsiz alan tahsis ediyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ise fidanların yarı ücretini ödüyor.

Ceviz konusunda önemli çalışmaları bulunan ve okulundaki ders saatleri dışındaki zamanını ceviz bahçelerinde eğitim vererek geçiren bir akademisyen var. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof Dr. Yaşar Akça, ceviz aşığı bir bilim adamı. Büyük bahçelere danışmanlık yapıyor. Akça, son dönemlerde Türkiye’nin her yerinde ceviz bahçeleri kurulduğunu, büyük sermaye gruplarının bu alana yöneldiğini vurguluyor. Akça’nın bu işe girecek yatırımcılara önerileri ise şöyle:

“Küçük çaplı ticari yatırımlara en az 50 dönümle girilmeli, yoksa para kazanmak zor. Büyük ve daha profesyonel yatırımcılar ise önce 100 dönüm alanda antrenman yapmalı. Orta vadede 500 dönüm, uzun vadede 1.000 dönüme ulaşabilirler. Ancak entegre bir işletme haline gelip markalaşmaları şart. Ölçek ekonomisine göre hareket eden yatırımcı her zaman kazanır. Yatırım doğru yerde ve doğru cinsle yapılmalı. Sıcaklık 40 derecelere çıktığında cevizlerin içi kararabiliyor. Özellikle ilkbaharda geç don olaylarının görüldüğü yerler de uygun değil. Bu hususlara dikkat edilmeli”

KİRAZIN ŞANSI YÜKSEK

KİRAZIN ŞANSI YÜKSEKKirazda yıllık 476 bin tonluk üretimle dünya lideriyiz. Yıllık ihra cat gelirimiz 160 milyon doları aşmış durumda. İhracat her geçen gün artıyor; hatta ihracatçı talebe yetişemiyor. Birçok üretim merkezinde iyi kirazlar tarlada ihracatçılar tarafından kapışılıyor. Uzun yola dayanıklı ve iri kiraz yetiştirdiyseniz pazarlama konusunda hiçbir sıkıntınızın olmadığını söyleyebiliriz.

Manisa Salihli, Bursa Yalova, Denizli Honaz, Kocaeli, Sakarya, Bursa, Bilecik, Kütahya, Ankara, Amasya, Tokat, İzmir, Uşak, Afyon, İsparta, Konya, Antalya, Karaman, Niğde, Mersin, Adana, Malatya, Elazığ ve Kahramanmaraş kiraz üretiminde öne çıkıyor. Bu bölgelerde halen kiraz bahçelerinin kurulduğunu duyuyoruz.

Türkiye’de kiraz deyince akla ilk gelenlerden biri kuşkusuz Alara Fidancılık’ın sa hibi Yavuz Taner’dir. Türkiye’deki büyük yatırımlarının yanı sıra Arjantin, Şili, Güney Afrika ve İngiltere’de bile kiraz bahçeleri kurmuş bir isimdir Taner. Alara Tarım’ı yabancılara satsa da yoluna Alara Fidancılık ile devam ediyor. Kiraz girişimcilerine yol gösteriyor, yatırımlara rehberlik ediyor. Taner, iyi ürün yetiştiren yatırımcının hiç kaybetmediğini hatırlatıyor ve “Pazar isteklerine göre üretim yapanlar her zaman kazanır” diyor.

ELMA SUYU REVAÇTA

Elma, sağlıklı beslenme uzmanları tarafından en çok tavsiye edilen meyvelerin başında geliyor. Dolayısıyla hem meyvesi hem de suyu tüketiciler tarafından yoğun ilgi görüyor. Elma, meyve suyu sanayicilerinin de en çok tercih ettiği meyvelerin başında geliyor. Bu ilgi meyve bahçelerine de yansıdı. Elma deyince akla hemen Amasya ve İsparta geliyor. Ancak üretim miktarlarına bakınca Kara-man’ın bu illerin önüne geçtiğini görüyoruz.

Aslında Türkiye’nin hemen her bölgesi elma yetiştiriciliğine uygun. TÜ1K (Türkiye İstatistik Kurumu) kayıtlarına göre Türkiye’de 55 milyon elma ağacı var. Türkiye yılda 2.7 milyon ton elma üretimiyle dünya üçüncüsü. Karaman, yıllık 500 bin ton üretimle toplam üretimin yüzde 20’sini karşılıyor.

Karaman’daki 3 bin civarında üretici modern bahçelerde elma üretiyor. Karaman’da elmacı-lığı öncülük eden isim ise Bifa Bisküvileri’nin sahibi Necati Babaoğlu. Bin 500 dönümlük elma bahçesiyle Karamanlılara örnek olan Babaoğlu,

“Tamamen hobi amaçlı başladığımız elma bahçemiz zamanla örnek bir bahçe oldu. Karamanlı hemşerilerimiz bugün meyvecilikte iddialı hale geldiyse bu bahçenin katkısı büyüktür” diyor.

Elma üretiminde ikinci sırada Denizli var. Bu ile bağlı Çivril ilçesinde yeni elma bahçeleri kuruluyor. Çivril Ziraat Odası Başkanı Mehmet Özkul, elma üretiminde önemli mesafe aldıklarını söylüyor. Çivril’de 70 bin tonluk soğuk hava deposu bulunduğunu hatırlatan Özkul, meyve bahçeleriyle birlikte işleme tesislerinin de hızla arttı-/ ğını vurguluyor.

ANTİOKSİDAN DEPOSU

Nar, antioksidan özelliğiyle en çok tercih edilen meyvelerden biri. Yatırımcının de tüketicinin de ilgisinin yoğun olduğu bir meyve. Narda 100 bin tonu aşan yıllık üretimle dünya ikincisiyiz. Özellikle nar suyunun beğenilmesi ve meyve olarak da ciddi talep görmesiyle peş peşe nar bahçeleri kurulmaya başladı. Nara ilginin devam ettiği de görülüyor. Ancak uzmanların nar konusunda önemli bir uyarısı var. Kolay tanelenebilen türlerin tercih edilmesi gerektiğini vurguluyorlar. Aksi halde yaptığınız yatırım hüsran olabilir. Ayrıca sofraya mı meyve suyu şirketine mi üretim yapacaksınız ona göre fidan seçimi yapmalısınız. Geçmişte moda olan nara yatırım yapanların önemli bir kısmının bahçelerindeki ağaçları sökmek zorunda kaldığını belirtelim.

Türkiye’nin hemen her bölgesinde nar yetişebiliyor. Ancak her yerde aynı verim alınamıyor. Ticari üretim yapmak ve yüksek verim almak istiyorsanız incir ve zeytinin yetiştiği bölgelerde bu ürünü dilemelisiniz. Nar üreticisi Çukurova, Akdeniz, Ege ve Marmara’nın bir bölümünde daha verimli ürün alıyor.

KİVİDE PİŞMAN OLAN YOK

C vitamini deposu kivi, tropikal bir meyve. Karadeniz ve Akdeniz’in nem açısından uygun bölgelerinde de üretilebiliyor. Nitekim özellikle Doğu Karadeniz’de çaya, Orta Karadeniz’de ise fındığa alternatif olarak yoğun ilgi gördü. Türkiye’nin kivi tüketimi henüz yıllık 50 bin ton civarında. Bu rakamın 20 bin tonu iç üretimden, geri kalanı ise ithalat yoluyla karşılanıyor.

Kivi bahçesi kuracaklar için de ciddi fırsatlar var. Rize’de başlayan üretim, zamanla bu ilin ilçelerine ve Karadeniz’in diğer bölgelerine de yayılmaya başladı. İç talebe bağlı olarak Ege ve Akdeniz kıyılarında da kivi bahçeleri giderek yaygınlaşıyor.

Markalı meyveleriyle tanınan İdeal Tarım, Türkiye’nin ilk kivi markasını Verita ismiyle 1996 yılında piyasaya sunmuştu. İdeal Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Birincioğlu’nun bu meyveyle ilgili değerlendirmesi şöyle:

“Kivi, çay ve fındığın alternatifi olmaya başladı. Üretim sahaları | sürekli genişliyor. Yakın zaman- 0 da kivide kendi kendimize yeten bir ülke olacağımızı düşünüyo- ^ rum. Kivi fidanı üç yılda meyve vermeye başlıyor. Fındığı kendin toplarsan kazanırsın. O da kendi çalıştığını yevmiyeye sayarsan. Kivideki dönüm başına kazanç fındıktan fazladır. Ticari olarak satılabilen tek kivi türü hay-ward. Türkiye’de de bu tip üretiliyor. Kivi üretimine girip de pişman olan yok.”

NARENCİYENİN MODASI GEÇMEZ

Portakal, mandalina, limon ve greyfurttan oluşan narenciye pazarının yıllık hacmi 2 milyar doları buluyor. Yıllık ihracatı 1 milyar dolar civarında olan narenciye ürünlerine yatırım, kıyı şeridindeki girişimcilerin her zaman ilgi odağındadır. Narenciye, Ege ve Akdeniz sahil şeridinde yoğun olarak üretiliyor. İklimin uygun olduğu bölgelerde narenciye bahçesi kurulması tavsiye ediliyor. Kavak Tarım Ürünleri’nin sahibi olan Ali Kavak, ihracat şansı olan narenciyenin üreticiye her zaman kazandırdığını vurguluyor.

YERLİ MUZ, İTHALE KARŞI

Türkiye’de muzun ticari olarak fp, üretimi cumhuriyetin ilk yıllarına dayanıyor. Tropikal bir meyve olması nedeniyle sınırlı bir bölgede yetişiyor. Türkiye’nin iklim koşulları, muzun sadece Mersin’e bağlı Anamur ve Bozyazı ile Antalya’ya bağlı Alanya ve Gazipaşa ilçelerinde üretilmesine imkan tanıyor. Daha önce Antalya’nın Serik, Finike vc Kumluca ilçelerinde de deneme üretimleri yapılmış ama istenilen verim almamamış.

Türkiye’nin yıllık muz üretimi 200 bin ton civarında. Toplam tüketimse yaklaşık 400 bin ton. Yani ihtiyacın yarısı ithalatla karşılanıyor. Türkiye muz pazarının hacmi 1.2 milyar TL olarak hesaplanıyor. Muzda ciddi bir ithalat olduğu için yerli üreticinin şansı yüksek. Alanya Muz Üreticileri Birliği Başkanı Hüseyin Güney üreticiyi bilinçlendirmek amacıyla eğitimler düzenlediklerini söylüyor: “Onları muz üreticisi ülkelere götürerek yerinde incelemeler yapıyoruz. Muz ülkemizde sınırlı bir bölgede yetişiyor. Bu yüzden metrekare başına üretimi artırmanın yollarına bakmalıyız. Yeni üreticilerin pazara girmesini sağlamalıyız.”

DEVECİ ARMUDU AVANTAJLI

“Armudun iyisini ayılar yer” demiş atalarımız. Bursa’nın Ağaköy’ü ise “Armudun iyisi zengin eder” deyişinin bir ör-W „ neği olsa gerek. Deveci armudu, Samsunlu girişimci Lütfi Deveci tarafından geliştirilmiş bir ürün. Kış aylarına dayanıklı bir tür. Görüntüsü, iriliği ve lezzetiyle tüm diğer armut çeşitlerinden farklı. Tanesi 200-350 gram geliyor. En irisi 2 kilo 867 gram olarak literatüre girmiş.

Uzmanlar, armut yatırımı yapacaklara önce Ağaköy’ü görmelerini tavsiye ediyor. Yetişkin bir santa maria armudu ağacı, yılda 200-300 kilo armut verirken, deveci armudunda bu miktar 350-400 kilograma kadar çıkabiliyor. Bir dönüm araziye 40 deveci armudu dikilebiliyor. Yetişkin bir bahçeden ağaç başına 150 kilodan 6 ton armut alınabiliyor. Ancak deveci armudu her yerde yetişmiyor. Yetişse de belirgin özelliklerini ortaya çıkaramıyor. Bu meyvede en iyi sonuç Samsun ve Bursa ovalarında alınabiliyor. Ekim ayında hasat ediliyor ve yedi ay depolama ömrü olduğu için pazarda çok makbul sayılıyor.

KAYISIDA DÜNYA LİDERİYİZ

Dünya kayısı üretiminde açık ara lider konumundayız. 2.5 milyon tonluk dünya üretiminin 580 bin tonunu Türkiye karşılıyor. Dünyada yaş kayısıda yüzde 20, kuru kayısıda ise yüzde 90 pazar payına sahibiz. Kurutmalık kayısıda Malatya dışında Elazığ, Niğde ve Nevşehir de söz sahibi. Sofralık kayısıda ise Mut, İğdır ve Kars, Malatya’yla birlikte önemli üretim merkezleri olarak dikkat çekiyor.

Kayısı üretiminde Malatya açık ara lider konumunda. Şehir halkı ‘mışmış’ ya da ‘mişmiş’ olarak adlandırdığı bu meyve sayesinde önemli bir ekonomik güce sahip. Bu sözcük Arapçada kayısı anlamına geliyor. Kayısı pazarının yıllık büyüklüğü 350 milyon dolar olarak hesaplanıyor. İlde 7 milyona yakın kayısı ağacı var. Her yıl buna 100 bin ağaç daha ekleniyor.

Kayısı ağacı dikecekler için halen fırsat var. Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Haşan Erkoç, kayısının bir ihracat ürünü olduğunu vurguluyor ve “Hem iç hem de dış piyasada ilgi gören bir meyve. Üretimin yüzde 20’si iç piyasada tüketiliyor. 300 milyon dolarlık ihracat söz konusu. Yeni ağaçların yetiştirilmesi pazarı büyütür” diyor.

TÜRKİYE ÜZÜM CENNETİ

Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine hemen her ilimizde yetişen bir meyvedir üzüm. TÜ-IK verilerine göre, 2012 sezonunda 4 milyon 185 bin ton üzüm üretildi. Geçen sezon üretilen üzümlerin 2.3 milyon tonu sofralık, 1.5 milyon tonu kurutmalık, 700 bin tonu da şaraplık olarak değerlendirildi. Yaş üzümün yüzde 30’u da pekmez üretiminde kullanılıyor. Türkiye üzüm piyasasının 3 milyar TL’yi bulduğu tahmin ediliyor. Türkiye bu rakamlarla dünya üzüm üretiminde beşinci sırada yer alıyor. Sofralarımızda artık sadece siyah ve yeşil üzüm görmüyoruz. Koyu mor, açık mor gibi rengarenk türler de sofralarımızı süslüyor. Ülkemizde özellikle sofralık ve kurutmalık türleri yaygın olsa da son dönemlerde kaliteli şaraplık üzüm bağları da hızla artıyor. Bu alanda doğru üzüm seçimi yapılırsa özellikle ihracatta fırsatlar yaygın.

ŞEFTALİ VE NEKTARİN

Yılda 550 bin ton şeftali ve nektarin üretimiyle dünya altıncısı konumundayız. Diğer ülkelerde şeftali ve “tüysüz şeftali” olarak da bilinen nektarin miktar olarak genellikle yarı yarıya üretiliyor. Türkiye’de ise halen üretimin yüzde 95’i şeftali, yüzde 5’i ise nektarinden oluşuyor. Ancak son zamanlarda Türkiye’de de nektarin bahçelerinin alanı hızla artıyor. Bursa, Çanakkale, İzmir gibi illerde büyük bahçeler kuruluyor. Bu konuda en ciddi hareketlilik Çanakkale’nin Bayramiç ilçesinde görülüyor. Elmasıyla da ünlü olan ilçe, son yıllarda nektarin üretimine de ağırlık vermeye başladı. Hatta Bayramiç Ziraat Odası bölgeye has özel bir tadı olan nektarini “Bayramiç Beyazı” diye tescil ettirmiş.

SANAYİCİNİN TERCİHİ ZEYTİN

Deyim yerindeyse Anadolu’nun dağı taşı zeytin ağacı oldu. Çok değil 10 yıl önce 90 milyon civarında olan zeytin ağacı sayısı bugün 180 milyona yaklaştı. Türkiye’nin önemli işadamları zeytinciliğe büyük yatırım yaptılar ve yapıyorlar. Ramsey’in sahibi Remzi Gür yaptığı yatırımlarla kısa süre sonra Türkiye’nin en büyük zeytincisi olmaya aday. Gür’ün yatırımları 250 bin ağaca ulaşmış durumda. Yine Opet’in sahiplerinden Fikret Öztürk Muğla Milas’ta 3 bin dekar alana 150 bin zeytin ağacı dikti.

Zeytin üretiminde özellikle İzmir Karaburun, Mut, Tarsus, Osmaniye, Kilis ve Şanlıurfa’da muazzam bir atak var. Bu bölgeler çok değil önümüzdeki birkaç yıl içinde çok önemli zeytin merkezleri haline gelecek. Söz konusu bölgelerdeki yeni üretim alanları asıl bu sezon devreye girecek. Bu yıldan itiba ren hem yağlık hem de sofralık zeytinde bolluk yaşanabilir.

Peynirleriyle tanınan Kaan Gıda, aynı zamanda önemli bir zeytin üreticisi.

Kaan Gıda’nın kurucularından Haşan Kaan, zeytin ağacı dikecekle re şu uyarıyı yapıyor:

“Bu saatten sonra ancak sanayi tipi yeşil zeytin dikenler için fırsat olabilir. Trilye ve siyah zeytin türlerinde doyuma ulaşıldı.”

KAMKATVELİME

Buraya kadar hep geleneksel meyvelerden örnek verdik ama adları duyulmadık yeni meyvelere yatırım yapmak isteyenler için de seçenekler var. Lime ve kamkat bu nitelikte olan iki ürün. “Misket limonu” olarak da bilinen lime, son dönemin trend meyvelerinden biri haline geldi. Kilosu sezonunda 5, sezon dışında ise 20 TL’ye kadar alıcı bulan lime, yeni bir fırsat kapısı olarak gösteriliyor. Üretimi çok zor ve sadece belli bir iklim kuşa ğında yetişiyor. Ancak hem yurtiçi hem de yurtdışında pazarı hazır. Kokteyllerin vazgeçilmezi olan ürün dünya mutfaklarının birçoğunda yemek ve tatlılarda da yaygın olarak kul lanılıyor. Türkiye’de de kullanımı katlanarak artıyor. O kadar ki ar tık zincir marketlerin reyonlarında kendine yer buluyor.

Limon, sıcak iklimi seven bir meyve. Bu yüzden de Mersin, Adana, Antalya ve İzmir’de yaygın olarak üretiliyor. Türkiye’nin önemli narenciye ihracatçılarından İzmir merkezli Kral Tarım’ın yetkilierinden Erdinç İnan Yılmaz da limenin sürümünün zayıf olduğunu, bu yüzden kayda değer cirolar oluşmadığını söylüyor.

“Minyatür portakal”, “süs portakalı”, “altın portakal” olarak da bilinen kamkat için deneme üretimleri de başarılı sonuç verdi. Bu narenciye türü özellikle tropikal bölgelerde ticari olarak üretilip satılıyor. Avrupa’ya kilosu ortalama 2 euro’dan ihraç ediliyor. Narenciye ürünleri arasında en fazla C vitamini içerenin kamkat olduğu belirtiliyor.

Ayrıca içinde protein bulunan tek meyve. İklim şartları açısından riskli olmasına rağmen küçük ölçeklerle deneme üretimi yapılabilir. Erdinç İnan Yılmaz, “Şu an çok küçük bahçeler var.

Ancak yakında büyüklerinin kurulacağını düşünüyorum. Biz de küçük bir bahçe kurduk. Şimdilik üretimimiz ticari boyutlarda değil. Ama ileride neden olmasın? İhracat potansiyeli olan bir meyve. Yurtdışında yaygın olarak tüketiliyor” diyor.

ÇİLEK KIŞIN SERADA YAZIN TARLADA

ÇİLEK KIŞIN SERADA YAZIN TARLADABitki türü meyveler arasında ise çilek ön plana çıkıyor. Ülkemizde kış başlarında bile artık çilek bulmak mümkün. Bahar ayında açık alanda yapılan çilek üretimi, kış aylarında seralara taşınıyor. Hem yurtiçi hem de yurtdışında çok talep gören bir meyve olduğu için yatırımcılara ciddi fırsatlar sunuyor. Pazar sıkıntısı yaşanmıyor. Çilek üretiminde Silifke ve Anamur öne çıkıyor. Türkiye çilek üretiminin neredeyse yarısını bu ilçeler karşılıyor. Uşak, Bursa ve Zonguldak Ereğli’de de ciddi üretimler olduğunu belirtelim. Silifke Çilek Üreticileri Birliği Başkanı Ahmet Özmen, aynı zamanda büyük çilek üreticilerinden Acem Tarım’ın da ortaklarından. Halen 2 bin dönüm arazide çilek yetiştiren Özmen, “Silifke’nin ova köylerinin yüzde 80’i bu işten geçimini sağlıyor. 2004 yılından itibaren üretim arttı ve bütün köyler bu alana yöneldi. Ürettiğimiz çileğin 25 bin tonu ihracata gidiyor. İhracat çilek, üreticisinin yüzünü güldürüyor” diye konuşuyor.

Bahçe kurmanın maliyeti

Aslında meyve bahçesi kurmanın maliyeti oldukça makul seviyelerde. Son dönemlerde iki tip ağaç tavsiye ediliyor: Klasik anaç ya da bodur. 1 dönümlük bir araziye klasik anaç olarak, meyvenin türüne göre 20 fidan dikilebiliyor. Klasik anaç fidanlarının tanesi ortalama 10 TL. Bu durumda dönüm başına fidan maliyeti 200 TL oluyor. Bodur ağaçlarda ise durum biraz daha farklı. Bir dönüm araziye 60 ağaç dikebiliyorsunuz. Bodur fidan fiyatı ise 20 TL. Yani yaklaşık bin 200 TL fidan maliyeti karşımıza çıkıyor. Bu maliyetlerin üzerine tarla, sulama, budama ve en az dört yıllık ürün yetişme süresini de eklemek gerekiyor.

Uzmanlar, daha çabuk büyüyen ve çok meyve veren bodur ağaçları tavsiye ediyor. Görünüşte pahalı olsa da bodur ağaçların daha verimli olduğu vurgulanıyor. Fidanlar, genelde sonbaharda yaprak dökümü ile ilkbaharda ağaçlara su yürümesine kadar geçen devrede dikiliyor. Kısacası, 1 dönümlük arazi için fidan, sulama, bakım ve ilaçlama dahil arsa maliyeti hariç yaklaşık 3 bin 500 TL’lik bir maliyet söz konusu. Uzmanlar bu işin ekonomik ölçeklerde olabilmesi için en az 50 dönümlük arazilerde yapılmasını tavsiye ediyor. Aksi halde para kazanmanın zor olduğu belirtiliyor. Sanayicilerse 1.000 dönüm ve üzeri ölçeklerde üretim yapılmasını arzu ediyor.

Demir ŞARMAN / Anadolu Etap Genel Müdürü
Seneye markalı ürünlerimizle sofralarda olacağız

“Anadolu Grubu, Özgörkey Ailesi ve Brezilyalı meyve suyu devi Cutrale’nin 2009 yılında Türkiye’de bu projeyi başlatmasından bu yana entegre bir sistem olma hedefimiz doğrultusunda taze meyve ve meyve suyu konsantresi üretimi gerçekleştiriyoruz.

2012′de 1 milyon adet olan ağaç portföyümüz, bu yılın sonunda 2.5 milyona yükselecek. Toplam yatırım miktarımız ise 170 milyon dolara ulaşacak. 1 milyonluk ağaç portföyümüzün 800-900 bin tanesi şeftali, nektarin ve kayısı fidanlarından oluşuyor. 10 milyon ağaca çıktığımızda portföyümüzün yarısından çoğu bugün dünyada en çok tüketilen ikinci meyve suyu olan elma olacak. 2020 yılına geldiğimizde 55-60 bin dönüm arasında bir arazi varlığına ve 10 milyon meyve ağacına ulaşmış olacağız. Toplam yatırımımız ise 500 milyon dolara yaklaşacak. Devletten 30 yıllığına tüm kullanım hakkı bizim olan araziler kiraladık.

2011 yılında Çanakkale, Şanlıurfa ve Adana’da meyve ağacı dikimine başladık. Daha sonra Balıkesir ve Konya’da da çiftlikler kurduk. Büyük ölçekli plantasyon yatırımlarımız bugün itibarıyla 22 bin dekar arazi büyüklüğüne ulaştı. İşimizin yarısı meyve suyu, yarısı da sofralık üretiminden oluşacak.

Başta şeftali, vişne, kayısı ve elma olmak üzere birçok çeşit meyve fidanı dikimine devam ediyoruz. Meyvecilik olarak baktığımızda, çiftliklerimizden ilk kez bu yıl ürün almaya başladık. Dünyada meyve suyu tüketimi hızlı bir şekilde artıyor. Önümüzdeki dönemde meyve suyu hammaddesi açısından sıkıntı yaşanacağı da tahmin ediliyor. Şu an için asıl ticaretimiz meyve suyu alanında.

Ancak Türkiye’de eksik bir alt sektör olan markalı meyveciliği tüketicilerle buluşturmaya büyük önem veriyoruz. Seneye markalı meyvelerimizle sofralarda olacağız.”

250 çeşit meyve satıyor

Türkiye’nin en büyük marketler zinciri Migros, aynı zamanda “iyi tarım uygulamalarına da öncülük eden bir kurum. Firmanın manav reyonunda 250 çeşit meyve bulunuyor. Kavun ve karpuz Antalya ve Adana’dan, narenciye Antalya, Mersin ve İzmir’den, kivi Rize’den, elma İsparta’dan, yumuşak meyveler yazın Bursa ve İzmir’den, kışın Antalya ve Mersin’den, yerli muz Anamur ve Alanya’dan, ayva Bursa’dan geliyor. Türkiye’de üretimi olmayan ürünler ise yurtdışından tedarik ediliyor. Migros yerli meyveleri sözleşmeli çiftçiler aracılığıyla tedarik ediyor. Migros’a satış yapacaklarda aranan en önemli kriter ise iyi Tarım Uygulamalarına uygunluk. Migros raflarında yıl içinde en çok satışı yapılan meyveler karpuz, muz , portakal, mandalina, kavun, limon, elma olarak sıralanıyor.

250 çeşit meyve satıyor

 

Mahmut DURUK / Meyve Suyu Endüstrisi Derneği Başkanı
Sanayi tipi meyvecilikte gelecek var

Ülkemizde meyve üretimi çok değişken bir yapı gösteriyor. Meyvecilik alanına yatırım yapacaklara, meyveciliğin geleceği parlak ve karlı bir yatırım alanı olduğunu ifade ediyoruz. Meyvecilikteki potansiyeli kazanca dönüştürebilmeleri için sınai şirketlerin kurulması, uygun havzada ve büyük ölçekte, ihtiyaç duyulan cins ve çeşitlerde meyve üretimi yapmaları gerektiğini belirtiyoruz. Ülkeye getireceği döviz girdisi, yaratacağı değer, kırsal kesimin şehre göçünün engellenmesi, verimli toprakların kullanılması ve ülkenin yeşillenmesine katkı sağlaması gibi özellikleri değerlendirildiğinde sosyal sorumluluğu da bulunan bir alan olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz. myfikirler.com Türkiye’nin meyve potansiyeli mevsim koşulları ve iklimden etkilenir. İklimdeki dalgalanmalar nedeniyle meyvelerde kimi dönemde artış, kimi dönemde de azalma yaşanır. Örneğin, elmada yeterli düzeydeyiz, hatta fazlasını ihraç edebiliyoruz. Ancak diğer meyvelerin üretiminin senelere göre değişkenlik gösterdiğinden söz edebiliriz. Meyve yatırımına girecek olanlar meyve suyu sanayicisine mi sofralığa mı üreteceğine önceden karar vermeli. MEYED olarak Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’ne yaptığımız başvuruyla, bu konuda önemli bir adımın atılmasını sağladık. TAGEM desteğiyle, Atatürk Yalova Araştırma Enstitüsü ile iş birliği yaparak meyve suyu sanayine uygun çeşitlerin belirlenmesine yönelik bir proje başlattık.

İDRİZ ÇOKAL / Para

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir